3 Aralık 2012 Pazartesi

Şuursuzluğumun ortasında
alışkanlıklardan uzakta
başkası kadar kendine de yabancı
bilmezlik halinde
kendine güvenmek.
Ne saçma
ne saçmasın...
I'm a party girl.
Alış .
kanıtlar
kanıtlar
gerçeklenmek için
ve ne kadar yalancı
ne kadar yabancı
değişkenliğin yabancılığında kendini inandırmak
çok zor
çok zor
yaşam bu
bu senin yaşamın
inandığın kadar
kanıtladığın kadar
fuck them all

20 Kasım 2012 Salı

Sandıklarımız kadar bildiklerimiz de acıtıyordu canımızı.
Yalnızlığımızda aklımızdaki şeytanlarla savaşlar verdik.
Zaferleri olmayan savaşlar...

29 Ekim 2012 Pazartesi

düzenli olarak vuruyorum. ben yatıyorum...
düzenli olarak.
çok düzenliyimdir.
her şey
evet her şey
olması gerektiği gibi
var olan biraz var
yok olan hiç yok mu
We are the people
yani
bok mu
bok
kırmızı
iyi mi
kötü
değerlendirme
değerlendirme belki
yargılama
yargılama
fikir
yok
yaşam
öyle
olduğu gibi mi
fish
doesnt think
düşün
sen düşün
bok
var
bok var
Öyle ki
öyle
Ölesiye
acı
her daim mutsuzluk
varlığıma icap ediyor
öylesi
daha güzel
ağrı
kalp ağrısı
kalpse eğer o içerdeki
ağrıyor
iyi ki
Yaşam her haliyle...
Ve nasıl da gerçek
hem de
bu kadar gerçek değilken.
Elimde kalem hayal ettim kendimi.
Beden zihinden bu kadar uzaktayken.
Özgürlük, kavramsallığından bu kadar fazla.
Kimileri yapar kimileri bakar.

27 Ekim 2012 Cumartesi

Sen bırak o elindekini.
ruh bedenden çok daha fazla.
yokken bile varsın
varken yok olmayı istemek neden
Hayal...
Gözlerimizdeki ışık...
Hiç biter mi
O aşk hiç biter mi
dedim ki kırmızıyım
Ateşler yanıyor içimde.
O yaseminin kokusunda
o yaprağın dokusunda
ateşler yanıyor içimde
ateşler gibi yanıyorum ben
aşkla
aşka

11 Ekim 2012 Perşembe

az önce camdan atlamayı düşündüm.
İntihar olsun diye değil, uçmak olsun diye.
Büyük ağacın yapraklarıyla süzülmek olsun diye.

Esirliklerimden bunaldım.
Livingston...
Living stone...

8 Ekim 2012 Pazartesi

hiç gücüm yok.
hiç yok.
öylesine yatmak istiyorum.
havalara bakmak...
uyumlanmak büyük problem yaşama.
Soru yanlış soru
Neden?

2

Buraya kadar şuursuzca geldim ben.
Nereye kadar?
Anlardan ibaret yaşamım, arkamı döndüğümde unuttuğum...
Şehirlerden geçtim, insanlardan...
Hayallerimi tamamlayamayacak kadar unutkan
gerçekleştiremeyecek kadar tembeldim.
Hoş gerçekleştirilecek hayaller de kurmadım pek.
Evren sınırsız
yaşam uçsuz bucaksızdı.
Nereye kadar?
Gerçek nedir dedim
işte bu dedi.
Bu kadar basitti.
Basitlik çoktan kısırlaşmıştı.
Yapraklarına baktım her şeyleri kabul eden ağacın.
Kıskandım onu.
Bilmemek bilmekten yeğdi.
Kabul ancak bilmeyince gelecekti.
Ve ben yine kaybettim.
Kazanmak için satmam gereken ruh
uzaklarda, yapraklarla uçuşuyordu.
Kendi cümlelerimde boğuluyorum.
Yaşamak için mecburiyetler.
Denge.
Mecbur olduklarımdan kurtulma heyecanındayım.
Ama çıkar yol düşünmeden çukurdan çıkılmıyor.
Olasılıklar sınırsız belki ama olasılıksızlık gayet net.
Darlandım anne anlasana.
Üstüme üstüme geldim.
Midem öylesine bulandı
öylesine öfkelendim ki.
Hayallerim de yok
yok oldu geleceğim.
Gelmeyiversin.
Tükendim.
insanlar başarılara imza atarken ben önümdeki birayı yudumluyordum.
Binbir sohbet
akılları ileri götüren
çözülecek yeni problemler getiren
yeni çözümler
Onların hiçbiri sayılmadı.
Kimse fikrime yaşam ödemedi.
Şimdi de emeğime saygı duymuyor.
Onu ne yapalım anne.
Gücü elinde bulunduranlar yüzüme çamurlar sürerken
Ben o güçten o kadar uzakken
Hayranlık uyandıracak pislikte bir yaşam.
Sorun onlarda değil
sorun benim büyük, bir aptallıkla kabul edemememde.

3 Ekim 2012 Çarşamba

1

Kötülük, saf kötülük.
Şeytan kıskanırdı insanlığı.
Böylesine kara kötülükleri, o, aklına bile getiremezdi.

Kitapların tanrıları çoktan gitmişlerdi ve ağaçlar tek başlarına, boyun eğerek savaşıyorlardı.
Çünkü onlar hala umut ediyorlardı,
öyle ya çocuklar da vardı.
Oysa onlar bunlar tarafından yetiştiriliyorlardı.
Ve çember gittikçe daralıyordu.

2 Ekim 2012 Salı

Keşke elimde olsaydı.
Ne kendimi değiştirebilirim
ne de mecbur kaldıklarımı.
Yaşamın laneti. insanoğlu.
Kendini çökerten
umarsızca
alabildiğine acımasız.

Nasıl, nasıl
anlayamıyorum
aklım mı yetmiyor
ruhum mu yoksa kalbim mi

hiçbir şey anlamıyorum ben.

yaksam, yıksam.
gitsem
vakti gelmedi mi sanki
kaçmak mı
kaçmak olsun
kovalandığım için değil yakalandığım için
tutulduğum
kendimi kendime hapsettiğim için.
Çok gerçek değil mi artık her şey.
Gitmem gerek biliyorum.
gider miyim
söylerim ben
ama belki de söylerken gidiyorum...

1 Ekim 2012 Pazartesi

yapmak zorunda olduğum konuşmalar var...
kelimeler kalbimi ellerine alıp sıkıyorlar.
nefes alamıyorum.
Özür dilerim, çok özür dilerim.
ama olmayınca olmuyor.
bir tane hayatım yok ki benim...
bir tane yüzüm var,
farklı farklı biçimlerim.
kendimi karşımdakine göre biçimlerim.
Yaşadığım hayatlar
yaşadığım insanlar
sanmayın
siz sakın sanmayın,
deneyin ve belki anlayın.
hayat öyle akıverse...

her şey aynı anda ve hiçbir zamanda gerçekleşse.
Biz hep varolsak ve hiç olmasak.

Süreklilik...

Bağlıyım ben. bağlanıyorum.
İnsana, yaprağa, taşa, kediye...

Bağlıyım ben. Bağlanıyorum.
Yaşama.


25 Eylül 2012 Salı

Ilık bir esinti bu müzik.
Rengi kadar nefesi var.
Yaşam,
Yeni bir yaşam, yeni bir dünya, yeni hayaller...
en saçmaları
uçan çilekli çukulata ağaçları...

Bak ince bir ağrı bu müzik.
başına belki hiç gelmemiş aşkın ağrısı...
savaşta kaybettiğin sevgilinin...
Bambaşka bu dünya, sen bambaşkasın...

Müziksiz yaşanmaz.
Anılarım değil düşündürdükleri,
benliklerim
başka başka yerlerde
sınırsız, kuralsız, çıplak...


21 Eylül 2012 Cuma

Gürültülü kalabalıklara kapattığım gözlerim...
Bambaşka yerlerde bambaşka acılar içindeyim.
Kendimde boğuluyorum.
Derdim hep kendimle.
Yaptıklarım
yapmadıklarım
yapamadıklarım
var.
Olmadıklarım kadar olduklarım
var.
Bildiğim kadar sandıklarım
var.

Hiçbir şey,
hiçbir şey
göründüğü gibi değil.

Dünya masal gezegenlerden çok uzak.

19 Eylül 2012 Çarşamba

geçince geçer.
samimiyetsizlik kompleksten kaynaklanıyor.
Dönüp de kendine bakamayanlar benden korkarlar.
Korku; kapanmak için öfkeyi çıkarır yüzeye.
Sıkma sen canını, bak ben bunu da biliyorum.
Dedim ya bizim zaten seninle işimiz yok, yok işimiz.

13 Eylül 2012 Perşembe

Tenimde en son sarıldığım insanın kokusu...
yalnız
müzikle
yürürken ben kendimle
köpeği seven adamdan çok uzakta
ve o kadar yakınım.
sen sandın mı ki beni
sen gerçekten
yalandan
sandın mı beni

Oysa ne kadar yokum
bak ne kadar yokum
ve o kadar var
haz

o kadar aşık oldum ki
artık hiç yok

music non stop when I close my eyes
sen bana yetişemezsin
ben toplayamayacağın kadar dağınık
and I like it.

1 Eylül 2012 Cumartesi

Her şey birbirinin kopyası
ve bütün sıyrılmalar bile...

Yanılsama
yansımam

Basitlik ütopya.
Çirkinleştik el birliğiyle.

Akıl
Yalan

Bir tek yüzüm var evet.
Ama binlerce form...
Her insanda başka bir oluşum.

Hiçbir zaman emin olamamak ne demek biliyor musun sen?
Elimden gelmeyen her bir şeye ağızlarca küfürler ediyorum.

İnanmadığım tanrıların dilek ağaçlarında...

Paramparça
Her yer
her şey paramparça
Değişmiyor.
Değiştiremiyoruz.

Bütün bildiklerim bilmediklerimin içinde boğuluyor.
canım yanıyor
lanet olasıca canım yanıyor
ama ateş de değiştiremiyor işte.

Ne yapacağımı bilemiyorum.
Ben, artık,
hiçbir şey bilmiyorum.

23 Ağustos 2012 Perşembe

IAMX- You can be happy

Kaybolmaya doyamam ben
kaybetmeye...

Yaşlı adamın topladığı yaseminlere kanmak....

Bak bomboş sokaklar
ben alabildiğine hakim...
Benmiş gibi yürüyorum
benimmiş gibi
aidiyet

Çiçeğin kokusuyla
ağacın dokusuyla karışmak

Kollarım yok oldu bak
alabildiğine özgürüm

niye içtiğimi sorarsın.
Gerçekliğin yabancı bana.
Yabancılar içimi ürpertir.

Alabildiğime yalnızım ve aldım o soğuk birayı.
İstedi canım.

Kulaklarıma dolmuşken müzik
bilmediğin yollarda
bilmediğin adımlarla yürüdüm ben.

İzimdeki makas kadar yalnızım
izimdeki makas kadar birilerine ait...

Kısaca
alabildiğime mutluyum
alabildiğim kadar aldım yine nefesi
nerede istiyorsam
kiminle istiyorsam...

İçtim bak yine içtim
inkar etmiyorum
ama ben zaten hep içiyordum.
Çünkü
sevmiyorum gerçekliğini
hayallerim daha güzel
ağaçlarım
mis gibi kokan çiçeklerim
yürüdüğüm taşlarım daha güzel senin yatağından.

Yargılama
sorgulama
sanma
yanılma

bırak sen beni
işimiz yok bizim
işimiz yok....