Bir coldplay konserinde, ön sıralarda olup, şarkıları bağıra bağıra söylemeden ölmek istemem.
Şarkılar var sarılmak istediğim;
sarılsam sıkı sıkı, çeksem kokusunu içime...
Kaç tane film izlemişimdir acaba hayatım boyunca? On milyarlarca katını izlemeden ölmek istemem.
Filmler var konuşmak istediğim;
gözlerinin içine dalsam, kadehler elimizde saatlerce anlasam, anlatsam...
Kişilerden daha çok kişileşmiş sanat.
Sanırım öylesi makbul.
Her türlüsü olmasa içinde, hayatımı da istemem.
19 Aralık 2011 Pazartesi
13 Aralık 2011 Salı
KÖŞE BAŞI
güzel bir şeyler değil yazmak derdim.
Öylesine yazmak, bazen dilime geliveren
Elime gelsin...
Bak onu da ters yüz ettim...
Özlediğimi söyleyecek kadar cesaretim varken
siktir git diyecek cesareti bile olmayana
kırılırım gücenirim.
ama yok ya, onu da kendi kendime ettim.
Yaa bak, hemen yanlış anlaşılmalar,
değil o eski sevgilim.
Bir sevgilimi özleyecek kadar hissetseydim,
emin ol onu eskitmezdim...
Öylesine yazmak, bazen dilime geliveren
Elime gelsin...
Bak onu da ters yüz ettim...
Özlediğimi söyleyecek kadar cesaretim varken
siktir git diyecek cesareti bile olmayana
kırılırım gücenirim.
ama yok ya, onu da kendi kendime ettim.
Yaa bak, hemen yanlış anlaşılmalar,
değil o eski sevgilim.
Bir sevgilimi özleyecek kadar hissetseydim,
emin ol onu eskitmezdim...
5 Aralık 2011 Pazartesi
FLOWERS IN THE WINDOW
Etrafımdaki mutsuzluk beni yoruyor.
İstiyorum ki çiçekler açsın herkesin yüzünde.
Hep yalnızlık, hep yanlışlık...
Bencilleştikçe ayrılmış olan insanlık,
birleşse de birleşemiyor artık...
İstiyorum ki çiçekler açsın herkesin yüzünde.
Hep yalnızlık, hep yanlışlık...
Bencilleştikçe ayrılmış olan insanlık,
birleşse de birleşemiyor artık...
4 Aralık 2011 Pazar
OLMAK ya da OLMAMAK
Olmak istediğimiz şeyden hep çok uzağız.
Hayal ettiğimiz kişiliğimiz, hayallerimizde tıkalı duruyor sadece.
Hep bir yerde mükemmel bir benlik...
Sonuçta yaptığımız her şey, hayal kırıklığı...
Utanç duymak korkunç gibi,
oysa ne kadar insani.
Kabul etse insan bütün hayalleriyle harmanladığı gerçeklerini.
Beklemese kendinden, egosundan gelenin fazlasını.
Ne kadarsan o kadarsın.
Ne bir eksik ne bir fazla...
Hayal ettiğimiz kişiliğimiz, hayallerimizde tıkalı duruyor sadece.
Hep bir yerde mükemmel bir benlik...
Sonuçta yaptığımız her şey, hayal kırıklığı...
Utanç duymak korkunç gibi,
oysa ne kadar insani.
Kabul etse insan bütün hayalleriyle harmanladığı gerçeklerini.
Beklemese kendinden, egosundan gelenin fazlasını.
Ne kadarsan o kadarsın.
Ne bir eksik ne bir fazla...
1 Aralık 2011 Perşembe
AŞK VAR
Acılı bir aşk hikayesi yaşıyorum.
Ya da yazıyorum.
İkisi de aynı kapıya çıkıyor.
Yaşama aşk...
Hem canımı yakıyor
hem beni heyecanlandırıyor.
Düşünmek yetmiyor
kollarında olmak istiyorum.
Şarap içinde yok olmak
yok olup, bir güzel yeniden var olmak..
Ya da yazıyorum.
İkisi de aynı kapıya çıkıyor.
Yaşama aşk...
Hem canımı yakıyor
hem beni heyecanlandırıyor.
Düşünmek yetmiyor
kollarında olmak istiyorum.
Şarap içinde yok olmak
yok olup, bir güzel yeniden var olmak..
30 Kasım 2011 Çarşamba
HIRGÜR
Nasıl herkesin gerçeği ayrı
herkesin yöntemi de ayrı...
Sen uzaklarda içerken
ben vampirlerle göz yaşı döküyorum.
Hangimiz daha kaçak hiç bilmiyorum...
herkesin yöntemi de ayrı...
Sen uzaklarda içerken
ben vampirlerle göz yaşı döküyorum.
Hangimiz daha kaçak hiç bilmiyorum...
26 Kasım 2011 Cumartesi
GEÇTİ
yaşadığım hiçbir şeyden rahatsız değilim
neden yaşadığımı anlayamadıklarım var sadece.
Başkayım şimdi.
İnsanın başkalaşması için bazen bir dakika da yeter.
Önüme bakmıyorum ben.
Önüne bakan insan, önünü göremez gibi geliyor.
Ne yapacağım değil ne yaptığım ilgilendiriyor beni
neden yaptığım...
bazen gerçekten ben haklıyım
bazen hak aramıyorum
ve nihayet sen haklısın...
Bilim insanları (ki adamları demeyi hala daha çok seviyorum)rüyaların kötü anıları unutturduğunu kanıtlamışlar.
Oysa ben kötü anıların geçmiş olmasının, onları unutturduğunu biliyorum.
Rüyalarım bana kalsın, geçmişimle geçmişim boğuşur;
gözlerimin önünde...
neden yaşadığımı anlayamadıklarım var sadece.
Başkayım şimdi.
İnsanın başkalaşması için bazen bir dakika da yeter.
Önüme bakmıyorum ben.
Önüne bakan insan, önünü göremez gibi geliyor.
Ne yapacağım değil ne yaptığım ilgilendiriyor beni
neden yaptığım...
bazen gerçekten ben haklıyım
bazen hak aramıyorum
ve nihayet sen haklısın...
Bilim insanları (ki adamları demeyi hala daha çok seviyorum)rüyaların kötü anıları unutturduğunu kanıtlamışlar.
Oysa ben kötü anıların geçmiş olmasının, onları unutturduğunu biliyorum.
Rüyalarım bana kalsın, geçmişimle geçmişim boğuşur;
gözlerimin önünde...
Heart's a mess
yaz dedi.
ellerim yetişmez ki yazayım...
Sadece bir an için bile olsa her şeyi bilmek isterdim demişlerdi,
o en çok ama en çok sevdiğim evin en çok ama en çok sevdiğim terasında
mükemmel bir rakı gecesinde
doktor ve incila...
O zaman
yük ağırdı bana.
Korktum bilmekten
çok bilmekten...
Şimdi...
Bir an değil
her an
bilmek isterdim
mümkünsüzlüğü kadar mümkün olsun
aklım artık dursun
İyi kötü çirkin
değer biçmeden...
Zamanım yok
biliyorum bunu; zaman aslında hiç yok
ama yine de geçiyor
bir kere kazınmış
bütün bedenime, varlığıma
bir o kadar yokluğuma...
ben de biteceğim.
Biteceğimi öğrendim önce
başlamadan çok önce.
My heart is a mess.
your heart is a mess.
ellerim yetişmez ki yazayım...
Sadece bir an için bile olsa her şeyi bilmek isterdim demişlerdi,
o en çok ama en çok sevdiğim evin en çok ama en çok sevdiğim terasında
mükemmel bir rakı gecesinde
doktor ve incila...
O zaman
yük ağırdı bana.
Korktum bilmekten
çok bilmekten...
Şimdi...
Bir an değil
her an
bilmek isterdim
mümkünsüzlüğü kadar mümkün olsun
aklım artık dursun
İyi kötü çirkin
değer biçmeden...
Zamanım yok
biliyorum bunu; zaman aslında hiç yok
ama yine de geçiyor
bir kere kazınmış
bütün bedenime, varlığıma
bir o kadar yokluğuma...
ben de biteceğim.
Biteceğimi öğrendim önce
başlamadan çok önce.
My heart is a mess.
your heart is a mess.
24 Kasım 2011 Perşembe
DOĞAR BAZEN
Şaşkınlık üstü muazzam haz...
Tam da sen kendine çalmaya başlamışken o güzel şarkıyı, İstanbul'da, artık çok uzakta, bir adam biliyorsa bunu...
Bildiğini artık sen de bilmişsen...
Hayat...
Muhteşemliği beklenmedik anlarda gelen sürprizlerinde gizli.
Tam da sen kendine çalmaya başlamışken o güzel şarkıyı, İstanbul'da, artık çok uzakta, bir adam biliyorsa bunu...
Bildiğini artık sen de bilmişsen...
Hayat...
Muhteşemliği beklenmedik anlarda gelen sürprizlerinde gizli.
20 Kasım 2011 Pazar
İŞARET
Bilmek
Müthiş bir çabayı gerektiriyor
Zamanla savaş...
Kendinle savaş...
Dünyaya olan açlığınla savaş ki olmuş olanı bilebilesin.
Zamanı kaçır,
olmuş olana bakarken
olana körel...
Bilmiyorum...
Eğer tanrı olsaydı
Bir işaret isteseydim
O işaretin, bir işaret olduğunu nasıl bilebilirdim.
Onun için de bir işaret
Onun için de bir işaret
onun için de bir işaret...
Müthiş bir çaba
hiçbir zaman yetmiyor
zaman yetmiyor
nefesim bitecek...
Müthiş bir çabayı gerektiriyor
Zamanla savaş...
Kendinle savaş...
Dünyaya olan açlığınla savaş ki olmuş olanı bilebilesin.
Zamanı kaçır,
olmuş olana bakarken
olana körel...
Bilmiyorum...
Eğer tanrı olsaydı
Bir işaret isteseydim
O işaretin, bir işaret olduğunu nasıl bilebilirdim.
Onun için de bir işaret
Onun için de bir işaret
onun için de bir işaret...
Müthiş bir çaba
hiçbir zaman yetmiyor
zaman yetmiyor
nefesim bitecek...
14 Kasım 2011 Pazartesi
Awful Truth
Bir kadının hiçbir zaman bir erkeğe
you're just too good to be true
diyemeyecek olması ne kadar kötü.
Erkekler öyle;
bütün yoksunluklarını saklamaya çalışırken
her seferinde beceriksizlikleri yüzlerine vuruyor
aynada gördükleri gerçekte kadınların gördüklerinden o kadar farklı ki
bir türlü anlayamıyorlar.
Seviyorum onları yanlış anlaşılmasın
basitliklerini seviyorum
kıskanıyorum hatta.
Life is simple.
Çok fazla ayrıntı yok,
düşünceler yok,
karmaşık ifadeler,
çıkarılabilecek anlamlar....
Yanımda tam da öylesini isterim.
artı eksi meselesi...
Beni olduğum gibi kabul etmesini beklemiyorum;
o güzel, cute, sevimli aklından bunu kesinlikle beklemiyorum.
Kendini olduğu gibi kabul etsin yeter bana...
you're just too good to be true
diyemeyecek olması ne kadar kötü.
Erkekler öyle;
bütün yoksunluklarını saklamaya çalışırken
her seferinde beceriksizlikleri yüzlerine vuruyor
aynada gördükleri gerçekte kadınların gördüklerinden o kadar farklı ki
bir türlü anlayamıyorlar.
Seviyorum onları yanlış anlaşılmasın
basitliklerini seviyorum
kıskanıyorum hatta.
Life is simple.
Çok fazla ayrıntı yok,
düşünceler yok,
karmaşık ifadeler,
çıkarılabilecek anlamlar....
Yanımda tam da öylesini isterim.
artı eksi meselesi...
Beni olduğum gibi kabul etmesini beklemiyorum;
o güzel, cute, sevimli aklından bunu kesinlikle beklemiyorum.
Kendini olduğu gibi kabul etsin yeter bana...
NEW YORK NEW YORK
Ellerim üşüyor.
Aslında biraz da titriyorum.
Soğuk hava.
Soğuk ev.
Klimayı açabilirim.
Hayır.
having a soul is just suffering...
Just sometimes.
Just to remember that I'm alive.
Bazen sıcakta uykulanmaktansa
soğukta titremeyi tercih ederim ben.
Eski sevgilimin, her zaman sevgilimin, doğum günüydü geçenlerde...
Her şey geçtiğinde geriye sadece güzel şeyler kalabilir.
Ama sadece bazen.
Bazen de hiç kalmaz,
hiç kalır.
Genelde şanslı olduğum söylenebilir.
Her zaman olmasa da
o seçimler her zaman olmasa da
genelde seçimlerim güzelliklere vesiledir.
Aslında biraz da titriyorum.
Soğuk hava.
Soğuk ev.
Klimayı açabilirim.
Hayır.
having a soul is just suffering...
Just sometimes.
Just to remember that I'm alive.
Bazen sıcakta uykulanmaktansa
soğukta titremeyi tercih ederim ben.
Eski sevgilimin, her zaman sevgilimin, doğum günüydü geçenlerde...
Her şey geçtiğinde geriye sadece güzel şeyler kalabilir.
Ama sadece bazen.
Bazen de hiç kalmaz,
hiç kalır.
Genelde şanslı olduğum söylenebilir.
Her zaman olmasa da
o seçimler her zaman olmasa da
genelde seçimlerim güzelliklere vesiledir.
31 Ekim 2011 Pazartesi
DİYECEĞİM O Kİ
İnsan,
karşısındakini dinlerken kendini bir kenara bırakabilirse
O zaman kelimelerin anlamını da çözebilir.
Söylenen söz zaten kastedilmek istenen olabilir ey ahali.
Yorumlara açık hiç olmayabilir.
karşısındakini dinlerken kendini bir kenara bırakabilirse
O zaman kelimelerin anlamını da çözebilir.
Söylenen söz zaten kastedilmek istenen olabilir ey ahali.
Yorumlara açık hiç olmayabilir.
29 Ekim 2011 Cumartesi
OUR OWN PRIVATE COMMUNISM
Hesap kitap yapmadan,
sınırlarla kapanmadan,
sorgulamadan,
yargılamadan,
esir etmeden,
esir olmadan...
İnsanlar
bir arada yaşayabilir.
Bir yaşayabilir.
Hayatımda istediğim her şeye sahip oldum ben.
Dostlarımla komünizmin yaşayan kanıtıyım.
Hayatımı içindeki kalabalıkla, mutlu yaşıyorum.
Yalnız olan herkesi, yalnız olmak istemeyen herkesi
içeri alacak kadar açık kapılarımız.
Karnımız hep tok
Bardağımız hep dolu
Aklımız hep uyanık.
Bakın yine ben kazandım.
Millet alışveriş listesini yaptık, paramız da yetecek...
sınırlarla kapanmadan,
sorgulamadan,
yargılamadan,
esir etmeden,
esir olmadan...
İnsanlar
bir arada yaşayabilir.
Bir yaşayabilir.
Hayatımda istediğim her şeye sahip oldum ben.
Dostlarımla komünizmin yaşayan kanıtıyım.
Hayatımı içindeki kalabalıkla, mutlu yaşıyorum.
Yalnız olan herkesi, yalnız olmak istemeyen herkesi
içeri alacak kadar açık kapılarımız.
Karnımız hep tok
Bardağımız hep dolu
Aklımız hep uyanık.
Bakın yine ben kazandım.
Millet alışveriş listesini yaptık, paramız da yetecek...
21 Ekim 2011 Cuma
BAZEN BEN DE...
16 EYLÜL 2011
Zamanı şimdi geldi. Öfkem çoktan dindi. Kızgınlıkla ettiğim sözler aynen aşağıdaki gibidir.
Nuevo Tango...
Gece uykusuzluğu, sabah mızmızlığı...
Anlayamıyorum gerçekten bazı insanları...
Kafalarında neyin, nasıl şekillendiğini gerçekten anlayamıyorum.
Öyle zamanlarda Sylar olasım geliyor.
Dinle aklın sesini, ritmini, neyi neden, nasıl düşündüğünü bil.
Bir insan var, veriyorsun ona başkalarının vermediklerini,
iyi davranıyorsun önce, kendi ailesinin bile yapmadığı gibi...
Anlatmaya, göstermeye çalışıyorsun, daha önce görmediklerini.
Geliştirmesi için imkan sağlıyorsun, sende olmayan imkanları başkasının sağlaması için yırtınıyorsun.
Bunu bir güç olarak görmüyor, paylaşmak için, sadece onun için yapıyorsun.
Ama gün geliyor ve sessizlik.
Hiçbir şey girmemiş o kafaya.
Bir sonradan görme çirkinliğiyle bakıyor yüzüne.
O yüze bakınca görmüyor onun için yaptıklarını,
tıpkı aynaya bakınca kendini görmediği gibi.
Bir fincan kahvenin bazen bir an bile hatırı olmuyor işte.
Zamanı şimdi geldi. Öfkem çoktan dindi. Kızgınlıkla ettiğim sözler aynen aşağıdaki gibidir.
Nuevo Tango...
Gece uykusuzluğu, sabah mızmızlığı...
Anlayamıyorum gerçekten bazı insanları...
Kafalarında neyin, nasıl şekillendiğini gerçekten anlayamıyorum.
Öyle zamanlarda Sylar olasım geliyor.
Dinle aklın sesini, ritmini, neyi neden, nasıl düşündüğünü bil.
Bir insan var, veriyorsun ona başkalarının vermediklerini,
iyi davranıyorsun önce, kendi ailesinin bile yapmadığı gibi...
Anlatmaya, göstermeye çalışıyorsun, daha önce görmediklerini.
Geliştirmesi için imkan sağlıyorsun, sende olmayan imkanları başkasının sağlaması için yırtınıyorsun.
Bunu bir güç olarak görmüyor, paylaşmak için, sadece onun için yapıyorsun.
Ama gün geliyor ve sessizlik.
Hiçbir şey girmemiş o kafaya.
Bir sonradan görme çirkinliğiyle bakıyor yüzüne.
O yüze bakınca görmüyor onun için yaptıklarını,
tıpkı aynaya bakınca kendini görmediği gibi.
Bir fincan kahvenin bazen bir an bile hatırı olmuyor işte.
15 Ekim 2011 Cumartesi
I've got to see you again...
daha 10 dakika önce köpürdüğün arkadaşlarınla
huzurla taşan evinde
ve bir o kadar dağınıkken
ve bir o kadar yalvarırken kedin
yumuşak bir yatış için...
I've got to see you again.
Söylemeden birayı alanlar
huzursuz
koşulsuz
dertsiz
düşünceli
huzurlu
bildik...
huzurla taşan evinde
ve bir o kadar dağınıkken
ve bir o kadar yalvarırken kedin
yumuşak bir yatış için...
I've got to see you again.
Söylemeden birayı alanlar
huzursuz
koşulsuz
dertsiz
düşünceli
huzurlu
bildik...
14 Ekim 2011 Cuma
MY SIDE INSIDE
Meraklara açıklama:
Bir tanrıya inanırım belki ama din tanrıya inanmam.
Tapmalar aklıma ters.
Ruh toplanması, çekim gücü.
Bir tanrıya inanırım belki ama din tanrıya inanmam.
Tapmalar aklıma ters.
Ruh toplanması, çekim gücü.
13 Ekim 2011 Perşembe
DIIIIIIIIIIIIIIIIT
Kavga da et bazen.
Güzeldir küfür, et bazen.
Doldur ağzını, boşalt içini.
Tanıdığından alınma annem ama tanımadığından sakın.
Güzeldir küfür, et bazen.
Doldur ağzını, boşalt içini.
Tanıdığından alınma annem ama tanımadığından sakın.
BEHIND the SCENE
Bak!
Göz yaşı sadece acıdan akmaz.
Yaşam acıyla karışık bir haz.
Anlayamayacak kadar karmaşık
anlamlandıracak kadar basit.
Göz yaşı sadece acıdan akmaz.
Yaşam acıyla karışık bir haz.
Anlayamayacak kadar karmaşık
anlamlandıracak kadar basit.
12 Ekim 2011 Çarşamba
TESADÜF?!!!
Hep de iyi olunmaz ki canım.
Hasta ol biraz.
İlaç kullanmadan sürekli sakin durulmaz ki.
Sinirlen.
İşinden memnundur ne zamandır.
Olma biraz.
Herkes seninle anlaşmanın yolunu bulacak değil ya.
Anlaşma.
Evin ne zamandır temizdi.
Pis olsun.
Kedin sessizdi.
Bağırsın.
Çok eğleniyordun.
Sıkıl biraz.
Hep çok konuşursun.
Sus artık.
Hasta ol biraz.
İlaç kullanmadan sürekli sakin durulmaz ki.
Sinirlen.
İşinden memnundur ne zamandır.
Olma biraz.
Herkes seninle anlaşmanın yolunu bulacak değil ya.
Anlaşma.
Evin ne zamandır temizdi.
Pis olsun.
Kedin sessizdi.
Bağırsın.
Çok eğleniyordun.
Sıkıl biraz.
Hep çok konuşursun.
Sus artık.
11 Ekim 2011 Salı
HİÇ YOKTULAR
Adam dedi "Gece Yalanları" pek de bilinmez ama...
Oysa ne çok severim ben...
Anlar var silsem...
Anlar var hiç geçmese...
Gece yalanları, geçen zamanlar...
Tam da "onu" çalmasını çok isterken...
Daha önce de dinledim, çalacağını biliyor muydum
yoksa
uzaktayken de hissedilir mi yeterince duru olunca...
Sevdiğim biri dedi "kendini hor kullanıyorsun".
Bedenimi kast etmişti.
Bense ruhuma yordum.
Yaşadığım anı yaşamaktan,
yaşadığım anı yaşayamıyor muyum?
Çoktular ama hiç yoktular...
Oysa ne çok severim ben...
Anlar var silsem...
Anlar var hiç geçmese...
Gece yalanları, geçen zamanlar...
Tam da "onu" çalmasını çok isterken...
Daha önce de dinledim, çalacağını biliyor muydum
yoksa
uzaktayken de hissedilir mi yeterince duru olunca...
Sevdiğim biri dedi "kendini hor kullanıyorsun".
Bedenimi kast etmişti.
Bense ruhuma yordum.
Yaşadığım anı yaşamaktan,
yaşadığım anı yaşayamıyor muyum?
Çoktular ama hiç yoktular...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)